24 ARALIK 2005 TARİHİNDE NEW YORK -LONG ISLAND’DA BÜTÜN DİNLERİN BİR ARADA OLACAĞI BİR DİNLERÜSTÜ MERKEZ’İN AÇILIŞINDA YAPMAM İSTENEN İSLAMİYET VE TASAVVUF KONULU KONUŞMAM :

AÇILIŞA EZAN İLE BAŞLAYIP AŞAĞIDAKİ KONUŞMANIN ARDINDAN KENDİ BESTEMLE BİTİRDİM.

********************************************************************************

UNITERIAN UNIVERSALIST KİLİSESİ                                                       ARALIK 24.2005

WATER MILL, NY. USA

Bismillahirrahmanirrahim,

ALLAH (C.C.) bütün insanlığa gönderdiği kutsal kitabı “KURAN-I KERİM”in içindeki bir surede şöyle buyurmuşlardır ki :

“- BİLİNMEK İSTEDİM, O YÜZDEN EVRENİ VE İNSANLARI YARATTIM.”

Yaratılan olarak MUHAMMEDİYYE yolundan ve İslam dininde HALVET-İ CERRAHİ dervişi olarak Yaratanımız olan yüce ALLAH (C.C.)‘ı bilme ve tanıma yolumuz şöyledir:

İSLAM, Yaratanın yarattıklarına tavsiye etmiş olduğu yol’a sorgusuz, sualsiz tamamiyle teslim olmaktır. ALLAH (C.C.)‘ın kutsal kitabında geçen isimlerinden birisi : MALİK-EL MÜLK‘tür. Anlamı da : Yarattığı her şeyin tek sahibi ve yöneticisidir. Yarattığı her şeyin tek sahibi ve yönetiisidir. Yarattığı her şeye istediğini yapabilir. Yaradana giden yolda tertemiz bir yol olan İSLAM yolunda bizler kesintisiz olarak Yaradanın her dilediğine teslim oluruz ve her adımda “ESTAĞFURULLAH” deriz. Af dileriz, çünkü bizler Yaradanın istediği, arzuladığı gibi davranmadığımız için : “-Ya Hazret-i ALLAH (C.C.) günahlarımızdan ve kapasitemiz ölçüsünde yaşıyamadığımız için bizleri af eyle. Amin!”

Af diledikten sonra “ELHAMDÜLİLLAH” deriz, bizlere vermiş olduğu tüm nimetler için, sonsuz şükrümüzü ifade etmek için, ama tüm hayatımız boyunca şükretsek bile yine de yeterli olmaz.

“Af dilemek” ve “Şükretmenin” arasında bizler teslimiyetteyiz ve yaşamımız içinde gelen ve giden her şeyi kabul ederiz. Bizim için hepsi birdir, çünkü önemli olan her aldığımız nefeste ve her adımımızda yaradanımızı unutmamak ve onu şükürle hatırlamak bizim için en önemli olandır. Bunu sağlıkta ve hastalıkta gerçekleştirmek, iyi ve kötü olduğunu zannettiğimiz her anda başarabilmek de görevimizdir.

ALLAH (C.C.) her şeyin en doğrusunu bilen ve gerçekleştirendir. Yaptığı her şey bir nedene bağlıdır. Bizler o anda farkına varamasak da, hepimizin bildiği gibi her şey en sonnuda, en güzel şekilde sonuçlanır.

ALLAH (C.C.) bizleri öyle bir sistem ile yaratmıştır ki, biz farkında olsak veya olmasak da her nefes aldığımızda HAY (C.C.) esmasıyla nefes alıp, her nefes verdiğimizde HU (C.C.) esmasıyla nefesimiz dışarı çıkmaktadır ve aynı zamanda kalbimiz her atışta “HAK, HAK, HAK, HAK, HAK” diye atmaktadır. Bizler bunun farkında olsak da, olmasak da Yaradanın bizler için yaratmış olduğu bir araç olan bu beden kendiliğinden Yaradanına teslim olmakta ve onun birliğini ve kudretini her an, her nefes ve her kalp atışında kabul görmekte ve şürketmektedir.

ALLAH (C.C.) evrenlere sığamadığını fakat mümin kulunun kalbine sığdığını KURAN-I KERİM‘de ifade etmektedir. Yüce ALLAH (C.C.)‘ın evi olarak kabul edilen kalbimiz ve bunu idrak edebillecek aklımız olduğuna göre bizim görevimiz de bunu gerçekleştirebilmektir, bunun da en güzel yolu alnımızı yere koyup, Yaradanımızın huzurunda secdeye gelmektir. Çünkü bu pozisyon kalbin akıldan yüksekte olduğu tek pazisyondur ve bu da ALLAH (C.C.)‘ın bize tavsiye ettiği ve bütün Peygamberlerin takip ettiği ibadet şeklidir.

Bütün insanların, hepimizin geldiği yer aynıdır ve yaratılmış olaraktan ilk Babamız ADEM (A.S.) ve ikinci Babamız NUH (A.S.) Peygamberdir ve bütün dinlerin Kurucusu da İBRAHİM (A.S.) Peygamberdir.

MUSA (A.S.), ISA (A.S.) ve değerli Peygamberimiz MUHAMMED MUSTAFA (S.A.) Hazretleri de İBRAHİM (A.S.)’ın soyundan gelmektedirler. 

TORAH ve İNCİL  (tabiiki MUSA (A.S.) ve İSA (A.S.)’ın inanlarına tebliğ ettikleri, daha sonradan kim oldukları bilinmeyenler tarafından yazılmış olan değil) ve KURAN-I KERİM, ALLAH (C.C.) ‘ın sevdiği kulları olan Peygamberleri tarafından tüm İnsanlığa gönderilmiştir. Çünkü ALLAH (C.C.) sadece belli bir kısmın değil, tüm İnsanlığın ve yarattıklarının Yaradanı’dır ve Alemlerin Rabbı’dır. Bütün Peygamberler ve getirdikleri kitaplar bizlere Yaradanımız tarafından direkt ve açık ir işarettir ve sadece bir kağıdın üzerine yazılmış bir takım kelimeler veğ sözlerden ibaret değildir. Günlük yaşantımızda gerçekleşen her şeydir.

ALLAH (C.C.) izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez  ki KURAN-I KERİM’deki bir Ayette şöyle buyurmuşlardır : “-BİZ EN KARANLIK GECEDE, KAPKARA BİR TAŞIN ÜSTÜNDE YÜRÜYEN KARA BİR KARINCANIN YÜRÜMESİNDEN BİLE HABERDARIZ.” Bu yüzden aklımız ve kalbimiz arasındaki  bağlantıyı kurup, günlük hayatımızdaki gözümüzün önündeki işaretleri görmeliyiz ve aynı zamanda bütün dinler ve gönderilen Kitaplar tıpkı bir elin 5parmağı gibidir, bu 5 parmakayrı gözükürler ama ancak beraber çalışırlarsa bize hizmet ederler.

BUDİZM‘in de Dinlere olan bağlantısı da şöyledir:

ALLAH (C.C.)‘ın bizlere tavsiyelerde bulunduğu Kutsal Kitapları kendi içimizde bulup, onları damarlarımızda dolaşan kan haline getirip tüm organlarımıza bu mesajı iletip ve bu mesajla hareket edip günlük yaşantımıza aktarabilmek, aldığımız ve verdiğimiz her nefes ile, her an ve her adımda! İşte SATYAM GUATAMA BUDA‘nın bahsettiği aydınlanmak bundan ibarettir, her an nerede olursak olalım, her an yüce YARADAN‘ın huzurunda olduğumuzun bilincinde olmak ve bu bilinçle nefes alıp vermek ve bu hediyeden dolayı da hem ağzımızdan hem de kalbimizden, ondan da öte tüm varlığımızla şükürde olmak, bu şükür ile hem kendimize ve yaratılan her şeye davranışta bulunabilmek.

Yaradılan her şey birdir, ikilik yoktur. Her şey NUR-U MUHAMMEDİYE ile biririne bağlıdır. Ayrılık ve ikilik bizim yolumuzda yoktur. Başlangıç ve bitişin ötesinde varmak istediğimiz yerde bulunuyoruz ama yeter ki farkında olalım. Hepimiz birin içinde biriz ve bu en güzel şekilde Peygamber Efendimiz MUHAMMED MUSTAFA (S.A.) tarafından şöyle açıklanmıştır :

“- LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RESULULLAH

     LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN HABİBULLAH

     İSA RUHULLAH, MUSA KELİMULLAH, İBRAHİM HALİLULLAH” 

Yaradanın ve yaratılmışın birliğinin en güzel şekilde ifadesini bizler dinimizde ve yolumuzda TEHVİD olarak adlandırırız.

Konuşmamı bir şiirimle bitirmek isterim :

“-Hizmetkar bir kul yaptığı hizmette

Bir usta seviyesine gelebilir

Ama ikisi de bilir

Kim usta, kim hizmetkar”

ALPER ÖZKAYA

***************************************************************************

ABOUT ISLAM, 2003 CHRISMAS EVE TALK, UNITARIAN CHURCH, WATER MILL, NY,USA

ISLAM is surrendering to God’s will! The God all mighty ALLAH (C.C.) is the MALIK-EL MULK.  The Ruler, the King, the One Owns everything he created. He can do whatever he wishes to do with his creation.

Being in the spotless purified state which we call ISLAM. We surrender to ALLAH (C.C.) and with each step we say ESTAGFİRULLAH means we ask for forgiveness because we don’t act like what he wishes us to do.

“-Ya Hazret-i ALLAH, Ya RAB : forgive us for our all sins and not being able to live according to your wish. Amin” Than we say ELHAMDULILLAH means thank you Lord what you’ve given to us. We can’t pay you back for this gift even if we pray non-stop all our lives. Asking forgiveness and saying thanks, right in the middle we Muslims surrender and accept whatever comes and goes. It’s all same for us because only thing is matter that we don’t forget our Creator at all times, ın good and bad, in sickness and health!

ALLAH (C.C.) knows best and he is the doer of all. Whatever he does is for a purpose even if we don’t realize at that moment. As we all know everything works for the best at the end.

ALLAH (C.C.) created us in a system that automatically

When we breathe in we say : HAY (The Ever Living)

When we breathe out we say : HU  (The Essence of God)

At the same time, our heart beats HAK, HAK, HAK (The Truth)

Even if you don’t feel and realize this, with each breath and each heart beat our bodies are paying back and confirming the ONE and only GOD we call ALLAH (C.C.)

ALLAH (C.C.) said that he couldn’t fit into universes but he fit into the heart of his believer. God’s Kingdom is in our hearts and we have been given the intelligence to realize this, so we haven to use our minds and connect this to our hearts. As Muslims we prostarate in front of our Lord and put our forehead to the ground because this is the only position that heart is higher than mind.

We are coming from the same source, our first father is ADAM (ADEM A.S.) and second father is NOAH (NUH A.S.) and Prophet ABRAHAM (IBRAHIM A.S.) is the founder of the religion and MOSES (MUSA A.S.), JESUS (İSA A.S.) and MUHAMMED (May Be Peace Upon Them) are from ABRAHAM’s lineage and TORAH, BIBLE and the KURAN are the same book send by GOD thru his eloved Prophets for all humanity because ALLAH (C.C.) is the RABBIL ALEMIN meaning the Ruler, the Creator of all he created. All these Prophet’s and the books they brought to us are like 5 fingers of one hand, they all look different but only if they work together they serve us!

Connection of BUDISM to RELIGION is like this : Finding TORAH, BIBLE and the KURAN (which includes all the books before) in ourselves, making into blood travelling in our veins, and comes out as our actions and living the truth in everyday lives. That is what SATYAM GOUTAMA BUDDHA meant by enlightement! Realizing of being in the presence of GOD no matter where we are, breathing and living with this truth in every second and giving thanks to GOD from our mouth, and heart and practising this in all our actions to ourselves and to others and to everything GOD created!

We are one, we are connected by divine light whigch we call nur to each other and to whole universe. There is no seperation, there is no duality, we are already there (ALLAH (C.C.) said that there are 70.000 veils between me and you, but I’m not the one put that veil’s between) We are united as one and this is explained beatifully by Prophet MUHAMMED (S.A.) as :

“- LA ILAHE ILLALLAH (There is no GOD but ALLAH (C.C.))

MUHAMMEDUN RESULALLAH (MUHAMMED is his Messenger)

ISA RUHULLAH (JESUS is the spirit of ALLAH (C.C.))

IBRAHIM HALILULLAH (ABRAHAM is the friend of ALLAH (C.C.))

This is the unity which we call TEVHID !

 

I would like to finish with my poem :

“Is ıt not that a Servant becomes a Master

In his service

But both knows

Who is the Master

Who is the Servant.”

ALPER OZKAYA

 

 

 

 

 

About alperozkaya

Bir var idim ...idim mi acaba derken Bir yok idim...idim mi acaba derken Ete kemiğe büründüm Yunus gibi Alper diye göründüm
Bu yazı KONUŞMALARIM - My lectures içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s